|
DEVLET
TEŞVİKLERİ
HIRSIZLIĞI TEŞVİK EDİYOR
Teşvik sistemi kötü değildir, fakat tehlikelidir.
önlenemez. Öte yandan, aşırı teşvik önlemleri ekonomiyi doğal
gidişinden
saptırabilir. Girişimciler doğal olarak kar getiren alanlara
yönelir. İktidarın desteği
olmadan yaşayamayan girişimler ise zarar eden girişimlerdir. Bu
zararı karşılayan
iktidar ise, bu parayı vergilerden sağlayacaktır. Yani, toplum zarar
eden girişimlerin
yükünü taşımak zorunda bırakılacaktır. Bunun gibi devlet teşvikleri
girişimcilerin
yükünü taşımak zorunda bırakılacaktır. Bunun gibi devlet teşvikleri
girişimcilerin
serbest piyasa düzenine göre hareket etmelerini engelleyecektir.
Benjamin Constant
(1767-1830)
Eğer serbest piyasa ekonomisi uygulansın, devlet ekonomiye
karışmasın
diyorsak, o zaman devletin belirli kesimlere sağladığı transferlere
ve teşviklere de
karşı olmamız gerekmez mi? Doğrusu devletin hiç bir şekilde
ekonomide belirli
kesimlere ayrıcalıklar tanımaması gerekir. Bir kez devlet belirli
bir kesime teşvik adı
altında para aktarmaya başlayınca diğer kesimler de bazı
gerekçelerle kendilerine
teşvikler sağlanması talebinde bulunurlar. Sonuçta bu kesimler ile
siyasal iktidar ve
bürokrasi arasında bir lobicilik mücadelesi başlar. Bu mücadeleden
parasal gücü
elinde bulunduranlar, siyasal iktidara yakın olanlar, rüşvet
ilişkisine giren kesimler
galip çıkar. Gerçekte korunması ve gözetilmesi gereken sektörler
veya kesimler ise
deyim yerindeyse avucunu yalarlar.
Karadaki Köpekbalıkları
Bu gerekçelerle teşviklerin tamamen kaldırılmasının doğru olduğuna
inanıyorum. Yani, serbest piyasa ekonomisinden sözediyorsak eğer,
sübvansiyonsuz ekonomiyi peşinen kabul etmeliyiz. Teşvikler,
şüphesiz belirli
sektörler, belirli coğrafi bölgelerin kalkınması vs. nedenlerle
gerekli olabilir. Ancak,
teşvik sisteminin son derece tehlikeli bir iktisat politikası aracı
olduğunu asla
unutmamalıyız. Ülkemizde olduğu gibi teşviklerin hırsızlığa, talana,
soyguna
dönüşmesi çok kolaydır. Teşvik kokusunu alanlar -ki ben bunlara
karadaki
köpekbalıkları diyorum- hemen Ankaranın yolunu tutarlar ve teşvik
kollamacılığa
soyunurlar. Ülkemizde hayali ihracat ve hayali yatırım soygunları
malesef
hafızalarımızdan silinmeyecek boyutlardadır. Bugüne değin
doğru-dürüst bir teşvik
politikası izlendiğine ve teşviklerin layıkıyla dağıtıldığına ben
inanmıyorum. Evet,
teşvikler hakikaten bu mali yardımları hakedenler verilse o zaman
ekonomimize
katkısı olur. Ancak, bunu başarmak oldukça güç. Bunun için yapılması
gereken
mevcut teşvik sistemi ile ilgili kuralları çok iyi tesbit etmek. Bu
önemli reformu
başarmak kolay değil. Bu konudaki önerilerimizi aşağıda sunuyoruz.
TEŞVİK SİSTEMİ İÇİN ÖNERİLER
Teşvikler, makro ve mikro ekonomik hedefleri gerçekleştirmede önemli
bir
ekonomi politikası aracıdır. Ancak, teşvik politikasından istenilen
etkinliğin ve
başarının elde edilmesi iyi bir teşvik politikası ve mevzuatı
oluşturulmasına bağlıdır.
Teşvik sistemi aşağıdaki ilkeler ve amaçlar doğrultusunda yeniden
yapılandırılmalıdır:
-Bölgesel dengesizlikler ve geri kalmış yörelerin kalkındırılması,
-Küreselleşme ve uluslararası rekabet gerçeği konusunda sanayinin
rekabet
gücünün korunması ve güçlendirilmesi,
-Üretime, yatırıma ve ihracata yapılacak destek ve yardımlarla
ekonomik büyüme
ve kalkınmanın sağlanması.
İyi bir teşvik politikası oluşturulması konusunda dikkate alınması
gerekli hususlar
ve yapılması gerekli düzenlemeleri ise şu şekilde özetleyebiliriz:
Teşvikler, piyasa ekonomisinin geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve
ona işlerlik
kazandırılması amaçları doğrultusunda uygulanmalıdır.
Teşvik türleri piyasa ekonomisinin gelişmesini sağlayacak şekilde
belirlenmelidir.
Teşviklerin türleri mümkün olduğu ölçüde az sayıda, fakat etkinliği
yüksek
olmalıdır. Ayni ve / veya karşılıksız nakdi teşvikler yerine
vergisel teşvikler ,
garanti teşvikleri vb. teşvik türlerine önem verilmelidir.
Teşvik politikasının uygulanması, izlenmesi ve denetlenmesi ile
ilgili bağımsız bir
kurum oluşturulmalıdır. Teşviklerle ilgili yetki ve sorumluluklar bu
bağımsız kurum
bünyesinde toplanmalıdır.
Teşviklerin tek bir mevzuat içerisinde toplanması önem
taşımaktadır. Sektörlere
sağlanacak teşviklerle ilgili esaslar bu mevzuatta toplanmalıdır.
Teşviklerin
uygulanma süresi açık bir şekilde belirlenmeli ve bu suretle
yatırımcı ve
işletmecilere güvence verilmelidir. Kısaca teşvik politikası sık sık
değiştirilmemeli
ve kalıcı olmalıdır. Kalıcı derken, teşviklerin hiç sona ermeyecek
şekilde sürekli
olması kastedilmemektedir. Aksine teşvikler sektörlerin gelişmesiyle
birlikte
kaldırılmalıdır.
Teşvikler ekonomik kalkınmada öncelikli sektörlere verilmelidir.
Bunun için sektör
önceliklerinin tesbiti gereklidir.
Teşvikler ekonomik kalkınmada öncelikli bölgelere verilmelidir.
Bunun için bölge
önceliklerinin tesbiti gereklidir.
Teşvikler piyasa ekonomisinde rekabeti geliştirici ve destekleyici
olmalıdır. Üretim
aşamasında verilen teşvikler maliyet düşürücü bir etki
göstereceğinden özellikle
dış rekabet gücünü artırır.
Teşvik mevzuatı açık, net ve anlaşılır olmalıdır. Teşvikleri
uygulamakla görevli
kurumun şeffaf olması, başvuru şartları ve başvuruları kabul etme
kriterleri
önceden tesbit edilmeli ve açıklanmalıdır.
Teşvik türleri kadar teşviklerin hangi aşamada verildikleri de
önemlidir. Teşvikler
öncelikle üretim, yatırım ve işletme aşamasında verilmelidir.
Teşvikler eğer
izlenirse ve denetlenirse ekonomik büyümede ve kalkınmada yararlı
olur. İhracata
verilen teşvik, yatırım ve işletme teşviklerinden farklı olarak
nihai aşamada verilen
bir teşviktir. İhracat teşviklerinin özellikle nakdi halde
verilenlerin ekonomide tekrar
yatırımlara yönelmesi kesin değildir. Bu açıdan teşvik
politikasında, yatırım ve
işletme teşvikleri, ihracat teşviklerinden daha ağırlıklı ve
kapsamlı olmalıdır.
Teşvikler ekonomide kaynakların daha etkin ve verimli olarak
kullanılacağı
sektörlere ve bölgelere öncelikle verilmelidir.
Teşviklerin finansman kaynakları sağlam ve yeterli olmalıdır.
Teşviklerin
verilmesinde bürokrasi ve kırtasiyecilik en aza indirilmelidir.
Teşvikler teknolojik gelişmeyi ve teknik buluşları uyarıcı
olmalıdır. Geleceği olan
bazı kilit sektörlerde AR-GE teşvikleri önem taşımaktadır.
Dünyadaki geilşmeleri yakından izleyen ve küreselleşme olgusunu
dikkate alan
bir teşvik politikası oluşturulmalıdır.
Teşvikler esasen bir transfer harcamasıdır. Teşvikler, vergi
olarak ödenen
paraların belirli sektörlere ve bölgelere transferinden başka bir
şey değildir.
Teşviklerin amaçları doğrultusunda kullanılmaması vergi bilinci ve
vergi ahlakı
üzerinde olumsuz etkilerde bulunabilir. Bu nedenle teşvikler sonuçta
savurganlığa, israfa ve hırsızlığa dönüşmemelidir.
Teşviklerin toplam maliyeti makul ve kabul edilebilir sınırlar
içinde olmalıdır.
Teşviklerin bütçe maliyeti, toplam kamu harcamalarının ve GSMHnın
belirli ve
makul bir oranı olmalıdır.
Sektörler, teşvikler ile belirlenen süre içerisinde uluslararası
rekabete karşı
korunmalıdır. Bunun ötesinde korumacılığın sürdürülmesi doğru
değildir.
Teşvikler bazı sanayilerde yenileme ve atılım yatırımlarını da
desteklemelidir.
Teşvikler ölçek ekonomilerinin sözkonusu olduğu sektörlerde önem
taşımaktadır.
Bu sektörlerde birim başına maliyetlerin az olduğu bilinmektedir. Bu
yüzden ölçek
ekonomilerini dikkate alan bir teşvik politikası uygulanmalıdır.
Prof. Dr.C. Coşkun Aktan
|